MADAGASKAR

DSC00959_02Dünyanın Lemur’larıyla tanıdığı Madagaskar her şeyiyle ilginç bir adadır. İnsanları, bitki örtüsü, hayvanları ve doğasıyla insanı kendine hayran bırakır. Unutulmaz izlerle ayrılırsınız.

88 milyon yıl önce Afrika ve Hindistandan ayrılan Madagaskar izole olmuş. Daha sonra gelen iklim değişiklikleri bitki örtüsü ve hayvanların evrim geçirmesine yol açmıştır. Adada yaşayan hayvanların % 90’ı Dünyanın hiç bir yerinde yaşamaz.

İnsanlar adaya 2000 yıl önce yerleşmişler. İlk gelenler Malay-Endonezy topluluklarıydı. Daha sonra Afrikalılar gelmiş ve bunlar karışarak bügünkü Madagaskar halkını oluşturmuşlar. Dilleri Malezya-Polinezya dillerine bağlıdır. (Borneo adasının güneyindede aynı dil konuşuluyor.) 20 gurubun kullandığı dil bazı küçük farklar taşıyor, Lehçelerden Merina lehçesi “ulusal” dil olarak benimsenmiştir. İkinci dil olarak Fransızca konuşulur. (Fransızlar 16.y.y. da adaya gelmiş.1896’da sömürgeleştirmiş. 1960’da adayı terk etmişler.)

Nüfusun yarısı hıristiyan, çok azı müslüman. Geri kalan topluluklar “Zanahari”(yaradan) adlı yüce tanrıya ve atalarına taparlar. Karmaşık bir tabu sistemine dayanan geleneksel dinlerini sürdürüyorlar. Mezarlara özen gösteriyorlaer ve ölüler için ayrntılı törenler düzenliyorlar, Madagaskarlılar gelenekleri gereği terbiyeli, saygılı, dürüst ve misafirperverdirler. Yaşlılara büyük saygı gösteriyorlar. Dilenci yok. Antananarivo (Başşehir) gibi şehirlerde bütün dünyada olduğu gibi daha maddiyatçı yaşam var. Antsirabe, Ranofana spa merkezleri. Fianarantsoa eğitim merkezi. Tulear liman kenti. Öne çıkan şehirleridir.

Nüfusu 21 milyon civarında olan Madagaskar’da tarıma dayalı ekonomi var. Pirinç ana üründür. Şeker kamışı, manyok, mısır, patateste çok ekiliyor. Karanfil, kahve ve vanilya ihraç ürünleri. Her çeşit tropikal meyva bulabilirsiniz. Ama kirazı bilmiyorlar.

Hayvancılık yaygın. Domuz, keçi, koyun, sığır (“Zebu” adını verdikleri hörgüçlü sığır mutfaklarındada önemlidir.) Madagaskar mutfağında etin yeri önemlidir. Domuz, kümes hayvanları, sığır. Sahillerde balık ve deniz ürünleri. Yemekler adaya özgü soslarla hazırlanıyor. Peynir çeşitleride çok. Ama sabah yedikleri “Malagashi brekfast” pirinç lapası ile Zebu yahnisi.

Madagaskar aynı anda değişik iklimlere sahip. Tropik, ılıman, kurak, sıcak ve yağışlı havayı bir gün içinde değişik bölgelerde görüyorsunuz. Bu özellik farkı değişik bitki ve hayvan türlerinin yaşamasına olanak sağlamış. Geçmişte adanın geniş bölümünü kaplayan zengin ormanlar insanların adaya gelmesiyle, tarla açma, yakacak ve kerestelik ağaç kesimi nedeniyle büyük ölçüde azalmış. Savan ve step bitki örtüsü, yıl boyu yeşil kalan ağaçlar, yaprak döken ağaçlar, dikenli ağaçlar, dev kaktüsler, baobab ağaçları, orkideler, eğrelti otları hepsini bu adada görüyorsunuz.

Afrikadan çok farklı hayvan varlığına sahip. Özellikle primatlar çok farklı bir evrim geçirip adanın her koşulunda yaşayabilen farklı türler meydana gelmiş. Son yapılan keşiflerle şimdiye kadar 101 Lemur türü sayılmış.

Madagaskarda 294 kuş türü kaydedilmiş. Bunların 105 tanesi sadece burada bulunuyor. Kirpiler, değişik boy ve renklerde bukalemunlar, Fossa gibi etçiller, yarasalar, fareler yılanlar (zehirli değildir) ve kertenkeleler, amfibiler, kelebekler, ırmaklarda timsahlar, sahillerde zengin balık çeşitleri. Özellikle adanın güneybatı kıyıları boyunca uzanan resifler zengin bir deniz alemi sunuyor. Bu kıyıda bulunan “Ifaty” de dalış yapabilirsiniz. Dalış merkezlerinin çoğunun dalış sertifakası yok. Buna dikkat edin. Ayrıca sahiller köpek balığı dolu. Dalışları sadece sabahları yapın. Rengarenk balıkları seyretmek müthiş bir duygu.

Madagaskarda bir çok milli park var. İsola Milli Parkı (Şekilenmiş kum taşları, ender bitki örtüsü, lemur ve kuş türleri). Ranomafana Milli Parkı (Yağmur ormanları ve buraya özel türler). Perinet Ormanları (En bozulmamış yağmur  ormanları.Nesli tükenmiş olan insan büyüklüğündeki lemurda burada yaşamış). Gezilmesi gereken yerlerden.

ANI: Madagaskar’ın güneyindeki tepelerde kutsal yerlerin ve mezarların uzaktan fotoğraflarını çekiyorduk. Buralara yaklaşmak ve hatta bazı kutsal yerleri elle göstermek bile tabu. Yerel rehberimiz bugün bir köye getirilen cesedi görebileceğimizi söyledi.

İnançlarına göre cenaze önce köyün uzaklarındaki kutsal kayalıklara götürülüyor. Üzeri taşlarla örtülüyor.2-3 sene burada kalıyor. Köyün şamanı içindeki kötü ruhların artık gittiğine karar verdiğinde ailesi cesedi alıp eve getiriyor.

Köye girdiğimizde (10-15 evlik) köylüler sonuna kadar sesi açılmış seyyar müzik çalar eşliğinde dans ediyorlardı. Bir kaç kişi evin içine girdik. Ufacık bir kulübe, herkes yerde oturuyor ve herkes konuşuyordu. Ceset yüksekçe bir tahta yatak üzerine yatırılmış ve süslenmişti. Bir şişe sert içki ve tek bardak elden ele dolaşıyordu. Çok sertti. Diz dize oturuyorduk. Bir kadın ayağa kalktı ve cesede dönerek “Bak görüyorsun değilmi, sen ne kadar iyi insansın ki seni görmek için çok uzaklardan geldiler. Tekrar ailene katıldığın için hepimiz çok mutluyuz. Seni kucaklıyoruz.” dedi.Onunla ailenin yaşayan bir ferdi gibi başka konuşmalarda oldu. Sonra dışarı çıktık, köylülerle birlikte dans ettik. Herkes çok neşeli ve mutluydu.

O artık ailenin atasıdır. Evin yakınına gömülecek, ona saygı gösterip,tapacaklar.

Ayhan Şevmet